KOMŞUNUN TECAVÜZÜ

29.12.2017 13:49 Tüm Yazıları

Cumhuriyet döneminde toprak kaybını hangi sağlıklı yurttaş içine sindirebilir ?.. Şehit kanları ile ülkenin tapusunun -hani kimilerinin beğenmediği- Lozan ile teminat altına alındığı ülkem toprakları, Yunanistan tarafından işgal edilmekte, tüm uluslararası anlaşmalara rağmen  silahlandırılması sağlanarak, bizimle adeta oyun oynanmakta, bizleri yöneten muhterem (!) zevat ise, dilini yutmuş, sesini çıkarmaz bir şekilde olayları izlemeyi yeğlemektedir...


                       Türkiye'de ana muhalefet partisi bu çarpıklığı dile getirdiğinde ise, Yunan Savunma Bakanı tarafından  "sıkıysa gelin alın bakalım" diyerek, meydan okur bir yaklaşımla, bizlere göz dağı vermesi karşısında, iktidar ve ülke güvenliğinin sağlanmasını kendisinden beklediğimiz, kendi Genel Kurmay Başkanımız tarafından gelişmeler konusunda olaya  tepkisiz bir şekilde yaklaşmaları, sözde komşuyu daha da cüretkâr davranmaya itmiş, yaptıkları bu densizliği daha da ileri götürerek, Ege Denizinde ekmeğinin peşine düşmüş olan balıkçılarımızı her fırsatta taciz eder bir görüntü içerisine girmişlerdir...


                         Şimdi sorarım sizlere saygıdeğer okurlar, ülkesinin toprağını korumaktan aciz bir askeriyeden, balıkçılarını korumayı beklemek nasıl bir tezat etmekte, üçüncü şahıslar veya devletler arasında, nasıl bir caydırıcılık gösterisi ile, olayın haklı taraflarının dile getirilmesi beklenmektedir ?.. Elin oğlu senin samimiyetini ciddiye slır ı sanıyorsunuz ?..


                         Şimdi kafamı kurcalayan konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum saygıdeğer okurlar... Nasıl bir devlet yönetimidir ki, böylesi tecavüzler karşısında tepkisiz, eli-kolu bağlanmış olabilsin ?..


                         Allah aşkına yalvarıyorum ! bu konuda biri çıkıp beni aydınlatsın... Bu nasıl bir diplomatik tavırdır, anlayan beri gelsin... Allah aşkına bu" ihanet" sessizliğinin nedenini biri bana açıklasın...


                          Dünya lideri (!) Sudan lideri El Beşir'den, enkaz haline gelmiş olan adasını istemekte, kendilerinin restorasyonuna katkıda 

katkı sağlayacağını söyleyip, talip olmaya kalkışması karşısında, aklı başında tüm yurttaşların bu girişimi gülünç olarak karşılamakta, kendilerinin yaşamsal değerde olan, güvenlik konusunda hava kadar su kadar önemli olan -üstelik kendi adalarımız- daya 18 adet adaya sahip çıkamayıp, tepkisiz kalmayı kendisine yediren  bizi yönetenlere kuşkuyla bakmasından daha doğal ne olabilir ?..Genel Kurmay Baş


                          Şimdi sizlerle "Palavristan Genel Kurmay başkanının" böyle durumlar için söylediği sözleri paylaşmak istiyorum... "Silahlı Kuvvetlerimiz,  şanlı tarihi ve milletinden aldığı güç ve ilhamla bu gün de, her türlü hava ve arazi koşullarında muharebe edecek  imkân kabiliyete sahip olarak, devletine ve cumhuriyetine, kutsal vatan topraklarına, milletinin egemenlik ve bağımsızlığına yönelecek,her türlü tehdit ve  tehlikeye karşı, daima görevinin başında ve milletinin emrindedir" diyor... Tabii bu soruyu soran bizim Genel Kurmay Başkanımız olsa idi -iyi ki değil,-  zira o zaman sayın komutan (!) söylediklerin ve uygulamaların bunun tamamen tersi bir durum gösteriyor, demek hakkına sahip olmaz mıydık ?..


                          Evet saygıdeğer okurlar, ben kendi-kendime, "acaba   başka bir ülkede mi yaşıyorum diyerek, kendimi defalarca yokladım...


                          Sayın dünya liderimiz (!) Suriye konusunda başlatılan "ASTANA"  süreci tartışılırken, dünya lideri (!) ses tonunu yükseltmiş.

Burnunun dibindeki işgal edilen adalar konusunda sesi çıkmayan "hazret," vur abalıya tarzındaki tutmu benimsemiş görülüyorlar...


                           Ne diyelim kimisi "hariçten gazel okumayı" iyi biliyor demek ki...


                 SÖZÜN ÖZÜ

Toprak kaybetmekte rekora giden,

Tabutu sırtlayıp mekan terk-eden,

Adalar işgalde çıkmıyor sesler,

Bizi yönetenler duymuyor neden.